Kamuoyuna yansıyan haberler ve sosyal medyada sık karşılaştığımız sağlıkta şiddet vakalarından hareketle sağlık çalışanlarının; sözlü, fiziksel ve hatta cinsel şiddete sıklıkla maruz kaldığını söylemek mümkün. 2019 yılında yapılan bir araştırma, meslek hayatı boyunca doktorların %88,5’inin* sözel şiddete maruz kaldığını ve kadınların erkeklere göre daha fazla şiddet gördüğünü ortaya koymuştur (*katılımcıların). Yine aynı araştırma, doktorluk hayatının ilk yılında olanların şiddet görme sıklığının daha fazla olduğunu ortaya koymuşken, şiddete başvurmada “istediği ilacı yazdıramama veya hasta olmadan ilaç yazdırmaya çalışmak, hasta olmadığı halde rapor almaya çalışmak” gibi etik ve hukuki olmayan isteklerin hastalarda şiddete eğilimi artırdığı ifade edilmiştir 8.
Hal böyle iken içinde bulunduğumuz ve tüm gelişmeleri evlerimizden (!) şaşkınlıkla izlediğimiz COVID-19 pandemisi sırasında, hastaları ile cansiparane mücadele eden sağlık çalışanlarının görevleri nedeniyle maruz kaldıkları fiziksel, sözlü ve cinsel şiddete karşı izleyebilecekleri hukuki yolları okumakta olduğunuz rehber ile ifade etmeye çalışmak üzerimize düşen bir görev olmuştur.
Sağlık çalışanlarının görevleri esnasında mağduru olabileceği suçlar nelerdir?
Hekimler başta olmak üzere sağlık çalışanları görevleri itibariyle; hakaret, tehdit, kasten yaralama, görevi yaptırmamak için direnme, kasten öldürme, cinsel taciz ve cinsel saldırı suçlarının mağduru olabilmektedir. Bahse konu suçların sağlık çalışanlarına karşı görevlerinden dolayı işlenmesi halinde verilecek cezalarda (cinsel suçlar ve görevi yaptırmamak için direnme hariç) artırım yapılmaktadır.
Hakaret suçu Türk Ceza Kanunu (“TCK”) m.125 gereğince, bir kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi veya sövmek suretiyle onur, şeref ve saygınlığına saldırılması halinde oluşmaktadır. Halk arasında sıklıkla ifade edildiği haliyle sadece “sövme” eylemi hakaret suçunu oluşturmaz. Kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikteki hareketler, eylemler de hakaret suçu kapsamında değerlendirilebilecektir. Önemli olan eylemin, mağdurun (hekimin) onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olmasıdır. (Bkz. sosyal medyada hakaret suçu)
Tehdit suçu TCK m. 106 gereğince, bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit edilmesi halinde oluşur. Tehdit suçunda gerçekleşen değil, gerçekleşmesi muhtemel bir zarar söz konusudur. Söz gelimi, fail tarafından “senin topuklarına sıkacağım” şeklinde ifade edilen eylemin gerçekleşmesi gerekmez. Failin salt olarak bu cümleyi kuruyor olması tehdit suçunun oluşması için yeterlidir. Burada failin amacı mağduru (hekimi) korkutmaktır.
Kasten yaralama suçu, başkasının vücuduna acı verme veya sağlığını ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmak suretiyle meydana gelir. Kasten yaralama suçunun oluşması için failin bile isteye, neticeyi öngörerek, kast ile hareket etmesi gerekir. Aksi halde taksirli yaralama suçundan bahsedilecektir. Ayrıca kasten yaralama suçunun oluşabilmesi için mağdurun (sağlık çalışanının) sadece fiziksel sağlığının bozulması değil tek başına ruh sağlığının bozulması hali de yeterlidir. Önemli olan meydana gelen bozulmanın ispat edilebilir olmasıdır. (TCK m.86)
Görevi yaptırmamak için direnme suçu, kamu görevlisinin görevini yapmasını cebir veya tehdit suretiyle engelleme halinde oluşur. Sağlıkta şiddet vakalarında diğer suçlara oranla çok sık rastlanmamakla birlikte, sağlık çalışanlarının mağduru olabileceği suçlar arasındadır. Örneğin hastasını muayene ederek kamu hizmeti gören doktora karşı zor kullanarak muayene hizmetinin engellenmeye çalışılması halinde bu suç oluşur. (TCK m.265)
Kasten öldürme suçunun tanımını yapmaya gerek duymuyoruz.
Cinsel taciz suçu, cinselliği hedef alan rahatsız edici ancak herhangi bir temasın olmadığı cinsel arzu barındıran her türlü söz, yazı ve hareketin mağdura yöneltilmesi ile oluşmaktadır 9. Sanılanın aksine vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi halinde cinsel taciz değil, daha ağır yaptırımı olan cinsel saldırı suçu oluşur. Eş deyimle cinsel taciz suçunun oluşması için fail tarafından mağdurun (hekim) vücuduna hiç bir şekilde temas edilmemesi gerekir.
Cinsel saldırı suçu, kişinin vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi suretiyle oluşur. Her ne şekilde olursa olsun cinsel amaçla mağdurun (hekim) vücuduna “dokunulması halinde dahi” cinsel saldırı suçu oluşabilecektir. Bu yönüyle cinsel taciz suçundan ayrılmaktadır.
Ceza miktarlarının hekime karşı işlenmesi halinde artırılması hususu, hekimin aynı zamanda bir kamu görevlisi olması ile ilişkilidir. Fakat burada özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin de 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 12. maddesi gereğince kamu görevlisi sayılacaklarını ifade etmek gerekir. Yapılan düzenlemeler ile kamu veya özel farketmeksizin tüm sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlere karşı işlenecek yukarıdaki suçlarda verilecek cezalar artırma yoluna gidilecektir.
Hangi sözler ve eylemler hakaret suçu olarak değerlendirilir?
Hakaret suçunun oluşabilmesi için kişinin onur, şeref ve saygınlığının rencide olması gerekmektedir. Sağlık çalışanına karşı “aptal, salak, şerefsiz, gerizekalı” gibi kelimelerin sarfedilmesi hakaret suçunu meydana getirirken, “terbiyesiz ve edepsiz” demek hakaret suçunu oluşturmaz.
Hangi sözlerin hakaret suçunu meydana getirip getirmeyeceğinin değerlendirilmesinde içtihatlar benimsenmiş olup, bu yönüyle Yargıtay’ın kararları belirleyici olmaktadır. Yargıtay’ın her kaba hitap tarzının hakaret suçunu oluşturmadığı yönünde kararları da vardır. Bu yönüyle her somut olay özelinde hakaret suçunun değerlendirilmesi en doğrusu olacaktır.
Sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçların cezai yaptırımları nelerdir?
Kamu veya özel sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık çalışanlarına karşı işlenen suçlar bakımından cinsel saldırı, cinsel taciz ve görevi yaptırmamak için direnme suçları hariç olmak üzere verilecek cezalar artırılmaktadır. Cinsel taciz ve görevi yaptırmamak için direnme suçları bakımından herhangi bir artırım düzenlemesi yoktur.
Fakat COVID-19 pandemisi nedeniyle sağlık çalışanlarının özverili çalışmaları ve artan kamuoyu talebi dolayısıyla yeni bir torba yasa ile 17.04.2020 tarihinden itibaren kasten yaralama (TCK m.86), tehdit (TCK m.106), hakaret (TCK m.125) ve görevi yaptırmamak için direnme (TCK m.265) suçlarına karşı verilecek cezaların yarı oranında ek artışı söz konusu olmuştur.
Sağlıkta şiddet olarak da bilinen sağlık çalışanlarına karşı işlenecek verilecek cezaların artırılmasını öngören bu düzenleme 17.04.2020 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi 10. Üstelik, yapılan düzenleme ile verilecek cezaların ertelenmesi (TCK m.51) de engellenmiş, böylelikle sağlıkta şiddet vakalarının önüne geçilmeye çalışılmıştır.
Diğer yandan Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek Madde 12/1 gereğince11 sağlık çalışanlarına karşı işlenen kasten yaralama suçu CMK m. 100/3’de yer alan tutuklama nedeni varsayılan suçlardan sayılmaktadır. Böylelikle sağlık çalışanlarına karşı işlenecek kasten yaralama suçlarında cumhuriyet savcılıkları failin tutuklanabilmesi noktasında yetkilendirilmiştir.
Hekimin “hizmetten çekilme hakkı” var mıdır?
Hizmetten çekilme hakkını özel sağlık kuruluşlarında çalışanlar ve kamu sağlık kuruluşlarında çalışanlar yönünden ayırmak gerekir. Her iki alanda da (kamu/özel) görevli sağlık çalışanları bakımından acil durumlarda hastanın muayene edilmesinden hiç bir surette imtina edilememektedir. Kamuda görev yapan sağlık çalışanları, acil durumlarda hizmetten çekilme hakkına sahip olmadığı gibi, acil olmayan durumlarda da kamu görevlisi olmaları dolayısıyla hastaya bakmakla yükümlüdür. Acil vakalar dışındaki hasta bakma yükümlülüğü, özel kuruluşlardaki sağlık çalışanları bakımından mevcut değildir12.
Fakat tüm bu açıklamalar dışında sağlık çalışanlarının “acil durumlar dışında” bazı haklı nedenlerle hizmetten çekilme hakkının var olduğunu söyleyebiliriz.
Sağlık çalışanı, ilk olarak hastanın tedaviyi kabul etmemesi halinde tedavi hizmeti vermekten kaçınabilir. Hekimin tedavi seçme özgürlüğü bağlamında, hastanın istediği tedaviyi uygulama yükümlülüğü bulunmamaktadır 13. Zira Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi (“Nizamname”) m.6/2 gereğince “tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tayinde serbesttir”.
Sağlık çalışanı, sağlık hizmeti esnasında acil durumlar hariç şiddete uğraması halinde hizmetten çekilme talebinde bulunabilir. Sağlık çalışanına verilen bu hak, Çalışan Güvenliği Genelgesi ile getirilmiştir. Ancak görüldüğü üzere bu hak yine mutlak olmayıp, acil durumlar dışında kullanılabilecektir. Yine aynı şekilde getirilen bu düzenleme hizmetten çekilme değil, hizmetten çekilme talebi hakkıdır. Bu talep hakkı ile izlenmesi gereken bir yol belirlenmiştir. Sağlık çalışanının (acil durumlar dışında) şiddete uğraması halinde hizmetten çekilme talebi, kurum tarafından belirlenen yöneticiye sözlü veya yazılı olarak bildirilecek ve bildirim üzerine yetkili yönetici, olayı derhal değerlendirerek hizmetten çekilme talebinin uygun olup olmadığı hakkında gecikmeksizin karar verecektir.
Netice itibariyle kamu görevlisi hekimler mesleki veya şahsi haklı nedenlerle hastayı tedavi etmekten kaçınabilecekse de Nizamname gereği hastanın aynı gün ve aynı saatte tedavi olabilmesini garanti etmesi gerekmektedir14. Yukarıda ifade ettiğim haliyle hekimlerin acil durumlar halinde hizmetten çekilebilmesi hukuken mümkün gözükmemektedir. Aksi halde hukuka aykırı olarak hizmetten çekilen sağlık çalışanının cezai ve/veya idari sorumluluğu doğabileceği gibi, bu sorumluluk ile birlikte tazminat sorumluluğu da gündeme gelebilecektir.
Sağlık çalışanı, haksız ve asılsız olarak idari veya adli soruşturma geçirdi ise neler yapılabilir?
Sağlık çalışanlarına karşı haksız ve asılsız olarak idari veya adli soruşturma başlatılmasına neden olundu ise TCK anlamında iftira suçu gündeme gelebilir. TCK m. 267 gereğince; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Örneğin, bir doktora görevi esnasında sırf istediği ilacı yazmaması gerekçesi ile gerçek olmayan bir isnadın yöneltilmesi halinde bu suç gündeme gelebilecektir. Daha somut bir örnek ile muayeneye gelen hastasına istediği ilacı yazmayan doktor, hasta tarafından CİMER’e veya diğer idari mercilere başvurmak suretiyle “doktorun kendisini muayene etmediği” gerekçesi ile şikayet edilmiştir. Fakat doktor, hastasını muayene etmiş ve yükümlülüklerinin tamamını yerine getirmiştir. Böylelikle idare veya savcılık tarafından soruşturma başlatılmamış olsa dahi, idareyi veya savcılığı harekete geçirmeye elverişli bir eylem (muayene etmemek) söz konusu olduğundan iftira suçu gündeme gelecektir.
Suç mağduru sağlık çalışanı hakkını aramak için nerelere başvurabilir?
Kamu görevlisi sağlık çalışanları, bulundukları hastanelerde mevcut “Beyaz Kod” sistemini kullanarak ilgili mercilere bildirimde bulunabileceği gibi, yine Sağlık Bakanlığı tarafından şartları gerçekleşmesi halinde hukuki yardım talebinde bulunabilmektedir.
Diğer yandan her sağlık çalışanı, cumhuriyet savcılıkları vasıtası ile mağduru olduğu suça ilişkin suç duyurusunda bulunabilecektir. Yine ilçeler bazında en yakın polis merkezine giderek de suç duyurusunda bulunabilmek mümkündür.
Sağlık çalışanının şikayetinden vazgeçmesinin sonuçları nelerdir?
Sağlık çalışanına karşı işlenen suçlar bakımından;
- Hakaret, kasten yaralama, görevi yaptırmamak için direnme suçlarına ilişkin sağlık çalışanı tarafından şikayetten vazgeçilse dahi kamu davası yargılaması devam edecektir. Şikayetten vazgeçmenin davanın seyrine herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
- Tehdit, cinsel taciz ve basit cinsel saldırı ile sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçlarında şikayetten vazgeçme halinde kamu davasına yönelik düşme kararı verilecektir. Vazgeçmeden vazgeçme mümkün değildir. Yani bir davaya yönelik şikayetten vazgeçildiği takdirde tekrar şikayetçi olunması mümkün değildir. Bu yüzden şikayetten vazgeçme hususunun iyi değerlendirilmesi gerekir.
- Erten R., Öztora S., Dağdeviren HN.; "Sağlık Kuruluşlarında Doktorlara Yönelik Şiddet Maruziyetinin Değerlendirilmesi"; Türk Aile Hek Derg 2019; 23 (2): 52-63
- Üçüncü, Burak; Sosyal Ağlarda Cinsel Taciz Suçu ve Cezası; https://burakucuncu.com.tr/sosyal-aglarda-cinsel-taciz-sucu-ve-cezasi
- Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200417-1.htm
- Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutuklama nedeni varsayılan suçlardandır.
- Hakeri, Hakan; Tıp Hukuku; 17. Bası, Seçkin Yayınevi, Ankara 2019, s. 66
- Türe, M. Gökhan; TÜRE, Oğuzhan; Hekimin Hizmetten Çekilme Hakkı, TBB Dergisi 2017 (131), s.341
- Hakeri, Hakan; Tıp Hukuku; 17. Bası, Seçkin Yayınevi, Ankara 2019, s. 67
- Erten R., Öztora S., Dağdeviren HN.; “Sağlık Kuruluşlarında Doktorlara Yönelik Şiddet Maruziyetinin Değerlendirilmesi”; Türk Aile Hek Derg 2019; 23 (2): 52-63
- Üçüncü, Burak; Sosyal Ağlarda Cinsel Taciz Suçu ve Cezası; https://burakucuncu.com.tr/sosyal-aglarda-cinsel-taciz-sucu-ve-cezasi
- Yükseköğretim Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200417-1.htm
- Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutuklama nedeni varsayılan suçlardandır.
- Hakeri, Hakan; Tıp Hukuku; 17. Bası, Seçkin Yayınevi, Ankara 2019, s. 66
- Türe, M. Gökhan; TÜRE, Oğuzhan; Hekimin Hizmetten Çekilme Hakkı, TBB Dergisi 2017 (131), s.341
- Hakeri, Hakan; Tıp Hukuku; 17. Bası, Seçkin Yayınevi, Ankara 2019, s. 67
